Sokak Muhabbetleri: Görkem Keser

2019’un son sokak muhabbetinde uzun zamandır tanıdığım ve işlerini takip ettiğim Görkem Keser’e yer vermek istedim. Görkem’in fotoğraflarını incelediğinizde belgeleme dürtüsünün ne kadar ön planda olduğunu anlayabilirsiniz. Bulunduğumuz dönemin yaşayışı, davranışları ve çehresi hakkında belge niteliğinde fotoğraflar çıkarmasının yanısıra saykadelik çağrışımlar yapan deneysel çalışmaları da mevcut Görkem’in.

Merhaba Görkem, biraz kendinden bahseder misin?

1986 İstanbul doğumluyum. Bilgi Üniversitesi medya ve iletişim sistemlerinden mezunum. Akademik bir fotoğraf eğitimi almadım ama üniversite yıllarında eski foto muhabirlerinden Ahmet Şık ve Atlas’ın eski editörü Gökhan Tan ile  bir sene beraber çalıştık. O dönemler fotoğraf üzerine düşünme ve üzerine daha fazla eğilme fırsatım oldu. Türkiye’de ve yurt dışında  çeşitli karma ve kişisel sergilerim oldu. Çeşitli yabancı organlarında işlerim yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor.  

Fotoğrafla dair ilk anın ne?

İlk hatırladığım aileme ait eski fotoğraflar. 100 seneyi deviren basılı fotoğrafların saklı olduğu  kutular vardı. Herkesin ilgisini çektiği gibi benim de çekiyordu. Annem de meraklıydı. Çocukluğunda Şemsi Güner ile dialara projeksiyon ile bakarken geçirdiği vakitleri anlatırdı. Tatillere gittiğimizde 8 yaşında falan olmama rağmen kendi fotoğraflarını çekmem için analog makinayı elime verirlerdi. O yüzden yabancı değildim fotoğraf konusuna. 

Fotoğrafa nasıl başladın?

Aslında  17 yaşlarında falan grafik sanatlara daha çok ilgiliydim. Çeşitli forumlarda vakit geçiriyordum. Grafik ve illüstrasyon bazlı işler üretiyordum. Daha sonra forumlardan birinde bir fotoğraf konusu açılmıştı. Muhabetim olan bir kız da fotoğrafa ilgiliydi. Sanırım dikkatini çekmek için biraz daha ilgimi arttırmış olabilirim. Tabi annemin aldığı dijital bir Samsung fotoğraf makinası da destek oldu. Sonra fotoğraf çekmeyi sevdiğimin farkına vardım. Vakit geçiyordu. Hem edit kısmında hem de çekerken sıkılmıyordum. Bu önemliydi çünkü çok çabuk yaptığı şeylerden sıkılan biriydim. İşin ciddiyete binmesi üniversite yıllarında oldu. En başta bahsettiğim gibi Ahmet Şık ve Gökhan Tan ile üniversite bünyesinde haberler üretiyorduk. O zaman basın fotoğrafları çekmeye başladım. IMF protestoları ilk çektiğim seriydi. O zaman heyecanlı geldi ve olayın içinde iyi kareler yakalıyordum. Sonrası geldi tabi. Belgesel ve spot haber çektim ama devamını getirmedim. 

Seni sokak fotoğrafçılığına ne yönlendirdi ve sokak fotoğrafçılığına nasıl bir yaklaşımın var?

Sokak fotoğrafçılığına geçmemin sebebi aslında yine en başta bahsettiğim o eski aile fotoğrafları. Fotoğrafların bazıları cidden çok eski ve birileri o fotoğrafları çekmişler. Arşivcilik hoşuma gitti. Günlük sıradan hayatı fotoğraflamak ve bundan 100 sene sonra belki birilerinin görecek olması fikrini benimsedim. Yaklaşım konusuna da gelirsek. Yapmak istediğim en temel şey fotoğrafların  son derece doğal olması. Farklı bir an aramıyorum. Komik ya da absürt bir an peşinde değilim. O an  bir sokakta geçen insanların en doğal halleri, kıyafetlerinin detayları, renklerin gerçek tonları önemli benim için. Yüz hatları ve kıyafet detayları çok önemli diyebilirim. o yüzden mesela siluet fotoğrafı çok sevmem. Ne kadar doğal olabilirse ve hatlar ne kadar belirginse benim açımdan o kadar iyi. 

Fotoğrafa yeni başlayan haline ne gibi tavsiyeler verirdin?

Daha çok insanla tanışmaya çalış diyebilirdim. İnsanları arşivlemeyi seviyorum ama birebir diyaloğu çok seven biri değilim. Bu konuda daha çok öğreneceğim şey olabilirdi. Bu bir eksiklik. Çok da önemli değil ama nasıl olsa öleceğiz ve geriye sadece fotoğraflar kalacak. Fotoğraflar bizim adımıza konuşurlar diyelim. 

İlham “aldığın fotoğrafçılar kimler?

İlk başladığım yıllarda Coşkun Aşar ve Gökşin Varan’ın işlerini çok beğeniyordum. Takip ediyordum. Onlar gibi fotoğraflar çekmek istiyordum. Onların iyi fotoğrafları beni daha iyi fotoğraflar çekmek için motive etmiştir. Yabancılardan ise Trent Parke ve Phillip Toledano ilk ilham kaynaklarımdandır. 

Seni en çok etkileyen 5 fotoğraf kitabı hangileri?

Trent Parke’ın Minutes to Midnight’ını çok severim. Toledano’nun Days With My Father  kitabı da çok sevdiklerimden. Modern Color Fred Herzog kitabı var. Herzog çok sevdiğim bir fotoğrafçı. İlk aklıma gelenler bunlar açıkçası. 

Fotoğraf çekmeyi sevdiğin yerler

Genelde makina hep yanımda oluyor. Spesifik olarak çok sevdiğim bir yer yok ama. Karaköy, Beyoğlu, Sirkeci o hattı ayrı seviyorum. Karşınıza çıkabilecek her türlü insan barındırdığı için, sanırım ilgi çekici geliyor.

Zamanla fotoğrafa yaklaşımın ve tarzın nasıl değişti?

İlk başladığım yıllarda siyah beyaz ağırlıklı çekiyordum. Sonra renkli fotoğraf çekmenin daha zor olduğunu gördüm. Ve renklerin önemli olduğunu anladım. En temel değişim böyle oldu.Eskiden daha detay çalışırdım. Detaylara çok daha fazla önem veriyordum, ama bu da büyük resmi kaçırmama neden oluyordu. Zamanla bir denge kurdum diyebilirim. 

Hikayesini sevdiğin bir fotoğrafın var mı ve bizimle hikayesini paylaşır mısın?

Özel olarak sevdiğim bir fotoğraf karesi yok. Bunu iyi ki çektiğim dediğim ya da aşırı beğendiğim. Sanırım daha o hikaye yazılmadı. Günün birinde çekerim belki. 

Kullandığın ekipman ne ve sence ekipman ne kadar önemli?

Şu an Olympus OMD E-M 10 ve 17mm 1.8 kullanıyorum. Makina çarpanlı olduğu için 35mm denk geliyor. Başka bir ekipman kullanmıyorum. Hızlı netleyemeyen ya da düşük ışık şartlarında kötü performans gösteren bir aletiniz varsa muhteşem bir kareye denk gelseniz bile, onu kaçırabilirsiniz. O yüzden mutlaka önemli. Tabi bu gerçekten fotoğraf çekmeyi sevenler için geçerli. Yoksa yeni trendleri seven ve teknoloji meraklısı biriyseniz, sizin için sadece ekipman önemlidir. 

Gelecekteki planlarından biraz bahseder misin?

Aslında sokak fotoğrafları dışında daha çok takdir gördüğüm ya da insanların ilgisini çeken yapmış olduğum deneysel projeler. ”Dead Retina” bunlardan biri. Tam olarak sonlanmadı ama bitirince onu mutlaka bir kitaba dönüştürmek istiyorum. Çeşitli yabancı mecralarda yayınlandı. Belki onunla alakalı bir sergi olabilir. Ama önce tamamen içime sinmesi lazım. 

Görkem keserin işlerine ulaşabileceğiniz bağlantılar:

https://gorkemkeser.allyou.net

https://www.instagram.com/gorkemksr

Kerem Nasipoglu

Social documentary photographer & Content creator

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s