Sokak Muhabbetleri: Doğan Gülcan

İşlerini uzun bir süredir severek takip ettiğim ve New York’u kendine özgün tarzıyla fotoğraflayan bir isim. Çektiği, bazen mizah dolu bazen de şaşırtıcı karlerin arka planında neler dönüyor öğrenmek için kendisiyle bu röportajı yapmak istedim.

Merhaba Doğan, biraz kendinden bahseder misin?

Ben Doğan Gülcan, 1989 yılında İstanbulda doğdum ve büyüdüm. Yazılım mühendisiyim. 2 yıldır Brooklyn, New York’da  yaşıyorum.

Fotoğrafla dair ilk anın ne?

Hatırımda kalan fotoğrafa dair ilk anım 4 veya 5 yasındayken Erdek’te arkadaşlarımla yazlık bir sitenin bahçesinde oynarken dedemin gelip, bizi toparlayıp bir gurup fotoğrafımızı çekmesidir sanırım.

Fotoğrafa nasıl başladın?

İlk kez fotoğraf çekme arzum lise yıllarında başladı. O yıllarda yaz tatillerimi dedemlerin yazlığında geçirirdim ve güzel bir arkadaş grubumuz vardı. Yaz bitmesin, zaman geçmesin isterdim. Zamanı durdurmak için ışığı hapsetmeye ilk 35mm fotoğraf makinem olan Fujifilm Nexina Q1 ile başladım. Daha sonraları, lise bitimine doğru depresyona girmeye başlamıştım ve genel isteksizliğim ne yazık ki fotoğraf çekme isteğimi de kapsıyordu. O dönem fotoğraf çekmeye uzun bir ara verdim.

Seni sokak fotoğrafçılığına ne yönlendirdi ve sokak fotoğrafçılığına nasıl bir yaklaşımın var?

Üniversiteyi bitirdikten 2 yıl kadar sonra ne oldu hatırlamıyorum ama tekrar bir anda fotoğraf çekme arzusu doğdu içimde. O dönem portre ve manzara resimlerine ilgi duyuyordum. Ailemin, arkadaşlarımın resimlerini çekiyordum vakit buldukça. Çok geçmeden kontrol edilebilen ve öngörülebilen aktivitelere karşı ilgimi yitirdim. Sokak fotoğrafçılığında öznenin neredeyse tamamen tesadüf olması çok etkilemişti ilk düşündüğümde. Sokaktaki insanların sokakla ve diğer insanlarla ne zaman ve nerede nasıl birbiriyle etkileşime geçeceği tamamen fotoğrafçının etki alanı dışında. Bütün bu rastgelelik içinde bir de gündelik hayatın sıradanlığını kendi bakış açımla belgelemek de güzel

Fotoğrafa yeni başlayan haline ne gibi tavsiyeler verirdin?

İyi fotoğraf çekmek için o’an da orada olmak yetmiyor, o an’ın fotoğrafa da iyi yansıtmak gerekiyor. Bunun için öncelikle temel kompozisyon ve teknik eğitim almalarını öneririm. Kullandıkları ekipmana hakim olmaları önemli. Fotoğraf tarihini öğrenmelerini de tavsiye ederim, Amerikayı yeniden keşfetmemek için. Deklanşöre neden bastıkları veya basmadıkları üzerine düşünsünler.

İlham aldığın fotoğrafçılar kimler?

Ara ara ilham almak için baktığım foroğraflar genelde Bruce Davidson, Bruce Gilden’in 1980-2000 arasında çektiği fotoğraflar, Ara Güler, Joel Meyerowitz, Vivian Maier’in fotoğrafları oluyor. Bunun haricinde Erdem Varol, Matthew Beck, Matt Van Anderson gibi isimleri de takip ediyorum. Fakat bir süredir eskisi kadar fotoğraflara bakmıyorum çünkü kendi çektiğim fotoğraflara bakarken beğeni oranımın takip ettiğim fotoğrafçıların fotoğraflarına benzediği ölçüde arttığını farkettim. Beni etki altında bırakmadan yaratıcılığıma fayda sağlayacak araçlara yönelmeye başladım ve artık sanat müzelerinde daha çok vakit geçirmeye ve filozofi üzerine okumaya ağırlık verdim.

Seni en çok etkileyen 5 fotoğraf kitabı hangileri?

Beni en çok etkileyen kitapların başında herhalde “A Village in France” gelir. Louis Clergeau adlı bir kuyumcunun Fransa’da ki bir kasabada çektiği gündelik fotoğraflardan derleme bir kitap. İlk defa fotoğraf makinası ile tanışan kasaba halkının gündelik grup fotoğrafları özellikle çok hoş. Robert Frank’in The Americans kitabı da beni çok etkilemişti. Amerikanın sıradan gündelik yaşamının sadeliğinin aktarımı çok başarılı. Benzer şekilde Ara Gülder’in İstanbul kitabındaki eski İstanbulun gündelik yaşamının aktarımı beni çok etkiler.

Fotoğraf kitaplarının haricinde “Stones to Stains: The Drawings of Victor Hugo” kitabındaki Victor Hugo’nun çizimlerindeki kompozisyon ve ışık ilham verici. Benzer şekilde “Rembrandt: Painter aş Printmaker” kitabında harika kompozisyonlar var.

Fotoğraf çekmeyi sevdiğin yerler

İstanbul’da iken Galata’dan Karaköye, ordan da Eminönüne yürürdüm. New York’da ise Chinatown, SoHo/Broadway, Washington Square Park, 7. cadde ila 34. sokak kesişimini seviyorum. New York’un demografik yapısı çok zengin. Bir çok milletin göçmeni, turisti, yerlisi, genci ve yaşlısını bir sokak köşesinde aynı kareye almanız mümkün.

Zamanla fotoğrafa yaklaşımın ve tarzın nasıl değişti?

Eskiden ilginç ve mizahi fotoğraflar çekmeye çalışırdım fakat artık daha çok içini kendi duygularımla ve hikayelerimle doldurabileceğim resimler çekmeye çalışıyorum. Sokağa çıkarken tekil fotoğraflardan çok, bir araya gelince anlam kazanacak fotoğrafları hedefliyorum.

Hikayesini sevdiğin bir fotoğrafın var mı ve bizimle hikayesini paylaşır mısın?

Bir haftasonu Eminönünde dolaşırken bir han kenarında küçük bir merdiven davetkar görünmüştü ve merdivenin beni nereye götüreceğini merak etmiştim. 2. kata çıkarken merdiven altında 6-7 metre kare bir odacıkta sigara ve alkol veren kumar makinalarıyla oynayan insanlarla karşılaşmam hala çok enterasan gelir. İstanbul’da nereden ne çıkacağı pek belli olmuyor.  
bkz fotoğraf “9”

Kullandığın ekipman ne ve sence ekipman ne kadar önemli?

Yaklaşık bir yıldır Leica M6 ve 35mm Summicron lens kullanıyorum. Daha önceleri aynasız digital bir kamera kullanırdım. Analog, tamamen manuel ve sabit odaklı kamera kullanımının getirdiği kısıtlamalar sizi deklanşöre basmadan önce daha çok düşünmeye zorluyor. Çektiğiniz fotoğrafları 2 hafta ila 1 ay içinde görüyorsunuz ve o fotoğrafları çekerkenki duygularınız sizi o fotoğrafları eleştirirken etkileme şansı bulmuyor. Kendi fotoğraflarınızı objektif bir şekilde kritik edebiliyorsunuz. Kompozisyon ve çekeceğiniz karenin estetik değeri üzerine daha çok düşünüyorsunuz. Kamera hakimiyetiniz sizi kafanızda kurduğunuz fotoğrafı çekmeye daha yakın kılıyor. Kısaca ekipmanın size ve sizin yaratıcılığınıza kattığı değerin kameranın teknik özelliklerinden daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Gelecekteki planlarından biraz bahseder misin?

Şu an üzerinde çalıştığım tek proje oturduğum mahallenin kentsel dönüşümü üzerine. Mahallenin demografiği ve görünümü çok hızlı ve keskin bir şekilde değişiyor. Onun haricinde yakın bir zamanda dedemin doğup büyüdüğü köye gidip onun hikayeleriyle birlikte fotoğraflarını çekeceğim. İlerleyen zamanlarda New York fotoğraflarımdan derlediğim küçük dergi basma hedefim de var.

Doğan Gülcan’ın işlerine şuralardan ulaşabilirsiniz:

https://www.instagram.com/dgngulcan/

dogangulcan.com

Kerem Nasipoglu

Social documentary photographer & Content creator

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s