Sokak Muhabbetleri: Ufuk Akarı

Bu ay Sokak Muhabbetleri’nde Turkuazstreet’ten de tanıdığımız Ufuk Akarı röportajına yer verdik. Ufuk, sokak fotoğrafçılığının yayılmaya başladığı dönemlerde (bilen bilir, sokak fotoğrafçılığı=sümüklü çocuk fotoğrafı dönemleri) farklı işler ortaya koyarak ön plana çıkmış, ben de dahil olmak üzere bir çok fotoğrafçıya ilham kaynağı olmuş bir isim. Grafik olarak güçlü ve aksiyon barındıran fotoğraflar çekiyor. Ufuk ve fotoğraflarını biraz daha yakından tanıyalım:

Merhaba Ufuk, kendinden biraz bahseder misin?

1958 Mürefte doğumluyum. İlkokul 2. sınıfta Bayrampaşa’lı oldum.

İşçi sınıfının sabaha kadar vardiyalar halinde ayakta olduğu, çoğunlukla Balkan muhacirlerinin yaşadığı mahallerde hareketli ve cıvıl cıvıl sokaklarda büyüdüm. Hayata, insana bakışımı, sınıfsal duruşumu ve siyasi kimliğimi bu semt oluşturdu. Belki de bu yüzden sokaklara sevdalandım.

Şişli Siyasal bilimler mezunuyum. Uzun yıllar satış pazarlama alanlarında her kademede çalıştıktan sonra 2015 yılında emekli oldum. 

2013 yılında kurulan Turkuazstreet fotoğraf Kolektifinin kurucu üyesiyim.
Üyesi olmaktan gurur duyduğum İfsak’ta sokak fotoğrafçılığı grubunun danışmanlığını yapmaktayım.

Fotoğrafa dair ilk anın ne?

Babam fotoğraf çektirmeyi severdi bu nedenle özel günlerde  stüdyoda aile fotoğrafı çektirmek gibi bir geleneğimiz vardı. Almanya’da çalışan komşumuza fotoğraf makinesi sipariş ettik 35 mm kompakt bir makine geldi. Daha sonraları ise fazla kullanmadığım bir Lubitel 2 makinem oldu. Her iki makine hala evimin en değerli objesidir.

1975 yılıydı galiba  ilk defa bir fotoğraf sergisi geziyordum, İsa Çelik’in siyah beyaz kontrast fotoğrafı vardı ve beni çok etkiledi. Toplum polislerinin beyaz kasklarından oluşan ve koyun sürüsü göndermesi yapan bir fotoğraftı.

Fotoğrafa dair ilk anılarım bunlar galiba.

Fotoğrafa nasıl başladın ?

Gençlik yıllarımın şartları nedeniyle fotoğraf ve resme olan ilgim doğru bir kanalla buluşmadı. 40 yaşında resim serüvenim başladı bu arada İfsak’la temas falan derken resim ağır bastı. 

Fotoğraf, dijital devrimi bekledi. 2006 yılında fotoğrafçı arkadaşım Tufan Kartal’ın teşviki ile İfsak’ta “İlle de roman olsun” adlı bir ortak fotoğraf gösterisi yaptık. Fotoğraf yolculuğum böyle başladı.

Devam eden yıllarda yaşam, manzara, makro ne varsa çektim.

Seni sokak fotoğrafçılığına ne yönlendirdi ve sokak fotoğrafçılığına nasıl bir yaklaşımın var?

Geniş açı, tele, makro, derken bir çanta dolusu ekipmanla her şeyi çekmeye çalışan ara sıra yarışmalarda dereceler alan ama fotoğrafı henüz tutkuya dönüşmeyen bir durumda iken 2010 yılında Flickr ‘da bir hesap açtım ve sokak fotoğrafıyla karşılaştım.

Yaşam fotoğrafı olarak genellediğimiz fotoğraftan daha başka bir şeydi bu “Artık  bize her yer fotoğraf” misali her fırsatta sokaktaydım. Kısa bir süre sonra tüm ekipmanı satarak 35 mm açıya terbiyeye hazır bir gözle ne aradığını biraz daha bilen fotoğrafçı adayı idim.

Sokak fotoğrafı yaklaşımımı şöyle özetliyorum. Sokak fotoğrafı, pozu, kurguyu, kırpmayı sevmez. Kurgu ötesi bir durumdur, ritimdir, ışıktır, gölgedir, sürprizdir, absürttür, duygudur, komiktir, acımasızdır, şefkatlidir, zıtlıklar barındırır, doğaçlama bir caz melodisi gibidir, en saf haliyle sunulan kısaca insana ait tüm hallerin anlık kaydıdır.

Fotoğrafa yeni başlayanlara ne gibi tavsiyeler verirdin?

Sokak fotoğrafı için önerim, makinesiz ve tutkusuz sokağa çıkmasınlar. 

İlham aldığın fotoğrafçılar kimler ?

Henri Cartier Bresson , Lee Friedlander, Alex Webb, Gueorgui Pinkhassov,Martin Parr,Constantine Manos, Matt Stuart en sevdiklerim.

Seni en çok etkileyen 5 fotoğraf kitabı hangileri?

Bir Fotoğrafı Anlamak-John Berger , Camera Lucida Fotoğraf üzerine düşünceler-Roland Barthes, Fotoğraf Üzerine-Susan Sontag,  Henri Cartier Bresson Biyografi -Pierre Assouline, Fotoğraf Zihinsel Şey-A.Tufan Palalı

Fotoğraf çekmeyi sevdiğin yerler

İstanbul özellikle tarihi yarımada, Eminönü ,Galata köprüsü, Karaköy ve Kadıköy.

Zamanla fotoğrafa yaklaşımın ve tarzın nasıl değişti?

Sokak fotoğrafı yolculuğumun başından beri insanı merkez alan küçük anlık hikayeleri, renk, ışık ve gölge ile destekleyen kompozisyonları seviyorum.
Son zamanlarda daha da renkçi ve soyutlamaya yönelik arayışlarım var.

Hikayesini sevdiğin bir fotoğrafın var mı ve bizimle hikayesini paylaşır mısınız?

Kadıköy rıhtımda göçmen bir atık işçisinin arabasının içinde geriye doğru yaslanmış bir halde denize karşı dinlenme, hatta keyif anıydı. Acaba neler düşünüyordu hayalleri kalmış mıydı? Hayal kuramayacak bir döngünün içinde olduğunu sadece boğaz tokluğunla günü geçirmek çabasında olduğunu tahmin ettiğim ve sırf göçmen olduğu için iliklerine kadar sömürülen genç, adeta yaşamdan taze bir  soluk almak için zulme, sömürüye, onu buraya sürükleyen kötü zamanlara, geçmişine, mola vermiş gibiydi masmavi denizin, uzaklaşan vapurun sadece anlık keyfini mi yaşıyordu. Her şeye rağmen ”Yaşamak güzel şey be kardeşim”… dercesine mağrur ve dokunulmaz bir abide gibiydi. Usulca uzaklaştım…

Kullandığın ekipman ne ve sence ekipman ne kadar önemli?

Her zaman yanımda taşıyabileceğim bir kompakt bir de aynasız makinem var.  35-40 mm odak uzaklığındaki sabit lensler vazgeçilmez tercihim.

Gelecekteki planlarından biraz bahseder misin?

Turkuazstreet Kolektifi olarak Ocak 2020 de İfsak’ta ilk sergimizi gerçekleştireceğiz. Vakit geldiğinde kişisel bir albüm ve sergi hedefim var. 

Ufuk Akarı’nın işlerine buralardan ulaşabilirsiniz:

https://www.instagram.com/ufukakari/

Ana Sayfa/Home

Kerem Nasipoglu

Social documentary photographer & Content creator

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s