Fotoğrafçının Amsterdam -Coffeeshop- Rehberi

Belki de dünyanın en özgür şehri. Kendine özgü mimarisi, kanalları, marihuana alabileceğiniz coffeeshopları ve parkları ile Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birisi. Hal böyle olunca da fotoğrafçıların da dikkatini çekmeyi başarıyor bu güzide yer.

Amsetrdam’ın coffeeshoplarını keşfetmek isteyenlere ise yazının en aşağılarında coffeeshoplardan bahsettiğim bölüme atlamalarını tavsiye ederim. Ayrıca Amsterdam’da bulabileceğiniz bazı güzel marihuana türlerinden gene aynı yerde bahsediyorum.

ersanceviz6
Fotoğraf: Ersan Ceviz

Öncelikle belirtmemde yarar var, Amsterdam deli gibi turist çeken bir şehir. Özellikle Old Town adı verilen şehir merkezi, tamamen turistik bir bölge. Tarihi binaların çoğu burada, doğal olarak da elinizi sallasanız bir turiste çarpıyor. Devamlı etrafına bakınan, aval aval dolaşan turistler olduğundan bu bölgede fotoğraf çekmek de fazlasıyla kolay oluyor. Ama lokallerin yaşadığı bölgelere yöneldiğinizde durum değişiyor. Ne kadar güler yüzlü ve sempatik olsalar da Amsterdamlılar, fotoğraflarının çekilmesini pek hoş karşılamıyorlar, ama bu çekemeyeceğiniz anlamına da gelmiyor, sadece bir çok ülkeye göre daha dikkatli olmanız gerekiyor. Özellikle de sokak fotoğrafçılığı ile ilgilenenler, sözüm size.

IMG_2013
Fotoğraf: Onur Umut Aladinler

Şehrin mimari dokusu çok güzel bir fon oluşturuyor. Özellikle yaz ayları güneş batmak bilmiyor, bu da fotoğrafçılar için büyük avantaj. Buna karşılık kışları ise bir o kadar karanlık. Kışları bitmek bilmeyen yağış ve soğuklar şehri çekilmez kılıyor.  O nedenle yaz mevsimi fotoğraf amaçlı Amsterdam’ı ziyaret etmek isteyenler için en ideali. Amsterdama gitmeden önce bir hava durumunu kontrol etmenizde yarar var, ve hatta yılın hangi dönemleri daha az yağış oluyor araştırıp, gideceğiniz tarihi ona göre belirleyebiliyorsunuz.

Fotoğraf çekmek için ideal noktalar

ckn gr_istanbul-7487
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Şehir bir bütün olarak çok güzel bir şehir, fakat Amsterdam’ı ziyaret ettiğimde genellikle fotoğraf çekmekten keyif aldığım bazı spesifik yerler de var. Bunun nedeni, şehir her ne kadar güzel olsa da, geneli çok sakin ve ölü. Bu da, en azından benim için şehir daha az ilginç kılıyor. Siz de bu güzel yerlerin keyfini çıkartın, seyahatinizden en fazlasını çıkartın diye bu yerleri de yazayım:

1216x811x2
Fotoğraf: Levent Somuncu

Dam meydanı: Amsterdam’ın merkezi diyebiliriz. Meydanın bir ucunda Ulusal Anıt diğer tarafında da eski Kraliyet Sarayı bulunmakta. Bu meydanın Amsterdam’ın kalbi olduğunu düşünürseniz, ne kadar turistik olabileceğini de hayal edebilirsiniz. Her tarafta turistler var. Kimi sarhoş, kimisinin kafası güzel, kimisi etrafındaki güzel yapılara bakınıyor. İşte bu nedenle de, özellikle sokak fotoğrafçılarına çok güzel malzeme veriyor. Onun haricinde çevredeki binaların mimarisi nedeniyle şehir çok güzel bir arka plan sunuyor. Daha çok şehir manzarası çekmeye gidecekler, ya sabah erken kimse yokken gidip görmelerini, ya da akşamüstü gölgelerin çoğaldığı ve kalabalığı gölgelerde gizleyebilecekleri bir saatte gezmelerini tavsiye ederim.

ckn gr_istanbul-6134
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Vondelpark: Amsterdam, bir çokları için müzelerdir, Red Light District’tir fakat benim için parklardır. Bu parklar arasında en dikkat çekici olanı da Vondelpark. Devamlı bir etkinlik vardır içerisinde ve devamlı bir kalabalık var. Hem turist hem de yerel insanların kullandığı bu park, güzel manzaraların yanı sıra, çok hareketli bir yaşam da sunuyor. Tabii ki diğer parkları görmenizi de kesinlikle tavsiye ederim.

Rembrandtplein: Başka bir kalabalık turist noktası, çevresinde bir çok bar/pub ve coffeeshop’un olduğu, ortasında Rembrandt’ın yaptığı heykellerin yükseldiği bir meydan. Açıkçası o kadar çok ve çeşitli insan geliyor ki, buradaki insanları izlemek bile ayrı bir keyif.

De Wallen: Gene merkezde, bol turistin fink attığı başka bir bölge de De Wallen. Eski kilise ve bir sürü coffeeshop burada bulunuyor. Sokaklar kısmen daha sakin ama gene de canlı.

ckn gr_istanbul-6106
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Grachtengordel: Amsterdam’ın kanal bölgesi. Şehrin ana dört kanalı: Singel, Herengracht, Kaizersgracht ve Prinsengracht buradan geçiyor. Şehir merkezinin dışındaki çeper gibi dursa da, aslında burası da şehrin merkezi sayılır. Gene çoğunlukla turistlerden oluşan güzel bir kalabalık ile karşılaşacaksınız burada.

Centraal Station: Amsterdam’a gelen birçok turistin macerası burada başlıyor. Bu nedenle de inanılmaz bir insan akışı mevcut. Gerek istasyonun içerisi, gerekse çevresi enteresan karelerin yakalanabileceği bir yer.

IMG_2011
Fotoğraf: Onur Umut Aladinler

Museumplein: Amsterdam’ın müze meydanı. Çevresinde Van Gogh Museum, Rijksmuseum, Elmas Müzesi ve Stedelijk Museum’un olduğu çimenlik bir alan. Ayrıca I Amsterdam yazısı da burada. Haliyle burası da hep turist. Bu da çimlerin üzerinde, I Amsterdam yazısı önüne doluşmuş binlerce insan demek. Işığın güzel olduğu günlerde Rijkmuseum’ın altındaki geçitte de enteresan kareler çıkabiliyor. Ayrıca klasik ve modern Hollanda mimarisinin güzel bir kombinasyonunu görebiliyoruz burada. Vondelpark’a yakınlığı da bu bölgenin popülerliğini pekiştiriyor.

ckn gr_istanbul-6115
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Albert Cyup Markt: Amsterdam’ın güneyinde, Sarphatipark’ın hemen kuzeyinde yer alan bir pazar alanı. Pazarın, hem dolaşması keyfili, hem de değişik inaan manzaraları ile karşılaşmanız pek mümkün. Yakınında Sarphatipark ve Katsu adlı Coffeeshop’un olamsı burayı benim gibi birçokları için daha anlamlı kılıyor.

Rotalar

ersanceviz10
Fotoğraf: Ersan Ceviz

Evet, Amsterdam çok büyük bir şehir değil. Gene de rotanızı doğru belirleyerek bayağı bir zahmetten kurtulmuş olursunuz. Çünkü mesafeler düşündüğünüzden daha uzun. Bisiklet ise en ideal ulaşım aracı oluyor. Belirlediğiniz bölgeleri dolaşırken bisikletinizi kullanmanız, size her türlü zaman kazandıracaktır. Eğer bisiklet kullanmayı göze alamıyorsanız o zaman da toplu taşıma (otobüs ve tramvay) tek opsiyonunuz oluyor. Dediğim gibi mesafeler sanıldığından daha uzun.

Amsterdam Turları:

1503515794618.png

Amsterdam her ne kadar çok büyük bir şehir olmasa da, gene de içinde olan biteni keşfetmek bayağı zaman alıyor. Öyle bir günde bitireyim diyebileceğiniz bir şehir kesinlikle değil. O nedenle Amsterdamları bölgelere ayırıp o bölgelerde belirli güzergahlarda turlar atmak daha mantıklı. Rotaları oluşturacak olursak:

ckn gr_istanbul-6111
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu
  1. Centraal Station, Dam, De Wallen, Rembrandtplein, Grachtengordel: Sırasıyla Centraal Station, Dam Meydanı, Dampkring (Coffeeshop), Bloemenmarkt (Magic Mushroom Gallery), Rembrandtplein ve Leidseplein -tam tersten de olur, yürünür. Bu güzergahta Dam Square ve çevresi genelde kalabalık ve eğlencelidir. Dam meydanından ara sokaklara dala dala, Bloemenmarkt a kadar gidilir, yolda Dampkring’e uğranıp alışveriş yapılabilir. Bloemenmarkt ise çevresinde bir çok çiçekçinin olduğu kısa bir sokak, burada da mantar alışverişi Magic Mushroom Gallery’den yapılır. Sonrasında da Muntplein tarafından çıkılıp Rembrandtplein’e doğru devam edilir. En sonunda ise tur Max Euweplein de bitirilir.

    IMG_2010
    Fotoğraf: Onur Umut Aladinler
  2. Sarphatipark, Albert Cuypmarkt, Museumplein, Vondelpark: Bu rotada mesafeler daha uzun olduğundan, bu turun bisikletle ya da toplu taşıma ile tamamlanması bence daha mantıklı. Tura Sarphatipark’tan başanır, oradan yürüyerek Albert Cuypmarkt’a gidilir. Albert Cuypmarkt’a gelirken yol üstünde Katsu adlı coffeeshop var, hem ortamı çok güzel hem de marijuanası gayet kaliteli ve enteresan türler bulunabiliyor. Albert Cuypmarkt pazar günleri dışında haftanın her günü açık, o nedenle hemen her gün güzel bir kalabalığa denk geleceksiniz. Albert Cuypmarkt’tan sonra bisiklet ya da toplu taşıma ile Museumplein’e geçilir. Museumplein’in çevresi, adından da anlaşılacağı üzere müzelerle dolu. Özellikle Museumplein’in olduğu çimenlik alandan Rijksmuseum’un altındaki geçide gidebilirsiniz. Güneşli günlerde buraya vuran güneş gerçekten bir şahane oluyor. Bu geçidin içerisinde genelde klasik müzik çalan müzisyenler de oluyor, bu da yaşayacağınız fotoğraf deneyimini gerçekten benzersiz kılıyor. Museumplein’den Vondelpark’a gene yürüyerek geçebilirsiniz. Vondelpark bayağı büyük bir park ve içerisinde genelde (özellikle de haftasonları) bir çok etkinlik olabiliyor. Olmasa bile yeterince kalabalık bir park ve enteresan tabiatı ile fotoğrafçılara hoş sahneler sunabiliyor.

    ckn gr_amsterdam-247
    Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu
  3. Rembrandtpark, De Baarsjes, Erasmuspark: Rembrandtparkın güneyinden başlanıp parkın güney yarısı bir güzel dolaşılır. Rembrandtpark, Vondelpark’a kıyasla daha doğal bir park. Doğaldan kastım, Vondelpark’ta karşınıza aniden bir bahçe ya da güzelce tasarlanmış bir yeşillik alan çıkabiliyor, fakat Rembrandtpark, daha doğal. En azından öyle duruyor. Çok güzel doğa ve şehir manzaraları yakalanabilecek bir yer. Ayrıca mantar kullanmayı düşünenlere kesinlikle bu parkı tavsiye ederim. Parktan, Postjesweg üzerinden çıkılır. Postjesweg kalabalık ve enteresan sahnelere şahit olabileceğiniz bir cadde. Buradan da Erasmuspark’a doğru yürünüp tur Erasmuspark dolaşılarak sonlandırılır. Postjesweg’in ilerisinde Boerejongens Coffeeshop, ve Rembrantpark’ın çıkışına yakın da Hunters Coffeeshop var, ikisinin de ürünleri leziz. Buralardan yapılan alışverişleri parklarda tüketmek gayet eğlenceli olabilir.
  4. Jordaan, Grachtengordel: Gene merkeze çok yakın bir bölge Joordan ve Grachtengordel’in kuzeyini kapsayan bu son rota, daha klasik Amsterdam manzaraları görmek isteyenler için ideal. Tura Grachtengordel’in kuzeyinden, Centraal Station’un altından başlayıp, güneye, Anne Frank Museum’a doğru inilir. Yol üstünde Amnesia adındaki coffeeshop’un ürünleri gayet güzel. Sonrasında The Negen Straatjes’e kadar gidilir. Joordan artık çok yakınınızda, girin sokaklarında kaybolun. Tabii ki şehirin merkezinden çıktıkça kalabalıktan uzaklaşacaksınzı ve aslında fotoğraf çekilmeyi sevmeyen Amsterdamlılarla başbaşa kalacaksınız. Ama gene de tavsiye ederim güzel bir deneyim yaşayacaksınız.

 

Amsterdam’da nerede kalınır?

ersanceviz8
Fotoğraf: Ersan Ceviz

Amsterdam’ın merkezi her ne kadar daha turistik ve kalabalık olsa da, bence içerisinde kalmaya deyecek bir yer değil. Kalmak için şehrin dışarısına çıkmak hem daha ekonomik hem de daha keyifli olacaktır. Fakat kalacağınız oteli ya da evi seçerken parka yakın olmasına tercih edin derim. Özellikle yaz mevsiminde, Amsterdam’da havalar güzelken giderseniz, park keyfi yaşamak bambaşka oluyor.

ckn gr_istanbul-6123
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Kamp yapmayı sevenler için de Amsterdam çok güzel olanaklara sahip. Ben Camping Zeeburg Amsterdam’da 6 gün çadırda geçirmiştim ve en değişik ve güzel Amsterdam deneyimlerimden bir tanesini yaşamıştım.

Benim Deneyimim

ckn gr_istanbul-7508
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Amsterdam hem sakinliği, hem silueti ve mimarisi, hem de kültürel ve eğlence olarak sunduklarıyla eşsiz bir yer. Hayatımda yaşadığım en eşsiz deneyimleri yaşatan yer olarak benim için yeri ayrı. Bu yüzden de her sene üç ya da dört kez gitmeye çalışıyorum. Doğruyu söylemek gerekirse en güzel fotoğraflarımı burada çekmedim, fakat mantar ve sigara ile fotoğraf çekme deneyimi bir başka oluyor.

ckn gr_amsterdam-162

Genel olarak merkezde fotoğraf çekme daha keyifli olsa da, şehrin dışında, sakin bölgelerde de enteresan anlar yakalayabilirsiniz. Bu açıdan süprizlerle dolu. Fakat dediğim gibi özellikle psilosibin mantar (sihirli olan) sonrası fotoğraf çekmek gerçekten çok etkileyici bir deneyim. Eğer dedike fotoğraf ile ilgilenebilirseniz güzel kareler çıkarabilirsiniz. Keza ikinci seferimde fotoğrafa aşırı vakit ayırabildiğimden ve ışığın çok iyi olmasından ötürü güzel kareler de çıkarabildim.

Amsterdam Coffeeshop önerileri

IMG_2012
Fotoğraf: Onur Umut Aladinler

Eeee, Amsterdam dedik ve işin diğer yüzüne geçelim. Amsterdam ve Marihuana. Amsterdam’da Ot’u coffeeshop denilen, kahvenizi yudumlayı sigara içebileceğiniz mekanlardan alabiliyorsunuz. Amsterdam için konuşmak gerekirse, marihuana çok önemli! Adamların kültür turizimi kadar ot turizimi de meşhur. Böyle olunca da Amsterdam’ın coffeeshop’larından bahsetmeden bitirmek istemedim yazıyı.

ckn gr_istanbul-7514
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

 

Amsterdam’ın tabii ki bütün coffeeshoplarına gitmedim. Ama gidip de keyif aldığım ya da sigarasını beğendiğim birkaç tanesini yazmak isterim.

Katsu: De Pijp’te, Sarphatipark’ın hemen üst sokağında yer alan bir coffeeshop. Ambiyans olarak da Amsterdam’da benim en beğendiğim coffeeshop. Özellikle arka tarafında camekanlı bölüm gerçekten çok keyifli ve rahat. Sattığı ürünler iyi diyebilirim. Mango Kush ve Blue Cheese buradaki favorilerim. Mekan gerçekten takılmak için çok güzel.

Barnies Lounge: Barnies, Rembrantplein’e yakın, içinde oturması hoş, mamülleri güzel bir mekan. Özellikle Utopia Haze, Liberty Haze ve varsa Dr. Grinspoon’u mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

De Dampkring: Eğer hafta içi erken vakit gidecekseniz oturması oldukça keyifli bir mekan. Ama hafta sonu ya da geç vakit gidecekseniz pek oturacak yer bulamayabilirsiniz,  bulsanız bile içerisi aşırı gürültülü ve kalabalık oluyor. Fakat sigarası oldukça leziz. Benim burada tercih ettiklerim ve bulduğunuz takdirde sizin de almanızı tavsiye edeceğim türler: Kalimist, NYC Sister, Ceres Hilton ve Levander Kush. Ama deneyeceğiniz diğer mamüller de hoşunuza gidecektir.

2015-05-10 08.50.52 2.jpg
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Greenhouse Centurum: Burası için diyebileceğim en güzel şey Super Lemon Haze. Uzun süre en favori sigaram kendileri olmuştu. Mekan merkezin dibinde, içerisi kalabalık, eğer boş yakalarsanız keyifli de. Super Silver Haze’i de denemeye değer.

Amnesia:  Açıkçası Amnesia’da çok uzun süre geçirmedim, fakat burada satılan bir sigaraya değinmek isterim: Amnesia Lemon. Lezzetli ve hoş, yüksek bir kafası var. Ayrıca içersindeki limon tadı içimini gayet keyifli kılıyor.

Gidenlere hangi türleri tavsiye ederim?

ckn gr_amsterdam-171
Fotoğraf: Kerem Nasipoğlu

Tahmin edeceğiniz üzere Amsterdam’da çok fazla çeşit sigara türü mevcut. Bu türlerin de bilinçsizce tüketmeniz hem tatilinizden alacağınız keyifi azaltacaktır hem de alakasız yerde bayılıp ayılmanıza neden olacaktır. Amsterdam’a giderken, seyahatim sırasında içeceğim türleri mümkün mertebe araştırıp hangilerinden daha çok keyif alacağımı anlamaya çalışırım. Tabii ki gittiğimde budtender’ın tavsiye ettiği ya da adı ve açıklaması dikkatimi çeken ürünleri de denerim. Şu ana kadar denediklerim arasında en dikkatimi çekmiş türler:

Super Lemon Haze: Tadı sert ama lezzetli, oldukça enerjik ve beyni eriten güzel bir tür. Sativa dominant bir hibrit olduğundan, tatilinizde sağa sola koştururken size ihtiyaç duyacağınız enerjiyi vercektir. Benim ilk göz ağrım olup uzun süre favorilerimin en başında yer almıştır. Ben, daha çok Green House Centrum’dan alırdım bunu, fakat farklı yerlerinki de denenebilir. Mantar deneyimi ile çok güzel gidebiliyor aman miktarı fazla kaçırmayın.

Kalimist: Son dönem keşfettiğim, aşırı berrak ve yüksek kafası olan güzel bir sativa. Özellikle fotoğraf çekmeye düştüğümde bunu tüketmek ayrı keyfili oluyor. Dampkring’de bulursanız kaçırmayınd erim.

NYC Sister: Çok sert olmayan, lezzetli ve kafası güzel bri sigara. Açıklamasındaki “Exotic High” ibaresine kanıp almıştım ve gayet memnun kaldım. Dampkring’de gördüm birtek bugüne kadar.

Lemon Amnesia: Kalimist gibi temiz bir kafası olan, Amnesia’da kesin bulabileceğiniz bir tür.

Super Silver Haze: Gene Green House’dan efsane bir sigara. Super Lemon Haze’e kıyasla çok daha hafif bir sigara. Gene de daha hafif dediğime bakmayın biraz fazla kaçırınca yamultur, aman diyeyim.

OG Kush: Herhangi bir yerde karşınıza çıkabilecek, oldukça yaygın bir marihuana türü. Indica ağırlıklı bir tür olduğu için fazla enerji beklemeyin, fakat oldukça mutlu edecektir sizleri.

Utopia Haze: Barnie’s Coffeeshop’ın ödüllü sativası. Her gittiğimde almam ama aldığım zaman da beni hiç hayal kırklığına uğratmamıştır.

Tangerine Dream: Oldukça keyifli bir indica dominat hibrit. Kesinlikle sert değil, insanı bayıltmıyor, ama uyku öncesi tatlı bir iyi geceler öpücüğü veriyor. Gene barney’s den almanızı tavsiye ederim.

 

Sonuç

ersanceviz5
Fotoğraf: Ersan Ceviz

Herhangi bir yerde yaşayabileceğinizden çok daha farklı bir fotoğraf deneyimi yaşamak isterseniz Amsterdam gerçekten çok özel bir yer. Eğer amacınız sadece bir fotoğraf deneyimi değil daha fazlasıysa, kesinlikle ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Berlin hakkında daha fazla şey öğrenmek için ve Berlin sokak fotoğraf deneyimi hakkında daha fazla bilgi almak için Fotoğrafçının Berlin Rehberi yazımızı okuıyun

 

Kerem Nasipoglu

Social documentary & Street photographer

Fotoğrafçının Amsterdam -Coffeeshop- Rehberi’ için 2 yanıt

  1. Merhaba,
    Gayet guzel bir rehber olmus. Bir kac yildir Amsterdam’da yasayan birisi olarak nacizane bir iki ekleme yapayim.
    Fotograf icin, kuzeyden NDSM’nin oralar eski sanayii/liman bolgesi var. Su aralar degisim icinde bir suru hipster mekani aciliyor. Ilgilenen cikabilir.

    Rotalarda 2 ve 3’un arasinda kalan oud-west Amsterdam’in en guzel mahallerinden birisi. Yine haritada gozuken Foodhallen asagi yukari 20 farkli restorani olan yemek yenebilecek hem de geri donusum atolyelerinin oldugu gorulmesi gereken yerlerden birisi.

    Coffeeshoplar icinse kesinlikle Boerejongens ziyaret edilmeli. 2 subesi var birisi Utrechtsestraat uzerinde birisi de batida. Weed icin ise 2016-2017’nin yildizi Gorilla Glue idi.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s