Sokak Fotoğrafçılığı Nedir?

Sokak, çocukluğumuzun içinde geçtiği, özgürce çıldırdığımız yer “di” daha doğrusu! Diyorlar ki “artık günümüzün çocukları bütün gün eve kapanıp bilgisayarlarının televizyonlarının tabletlerinin başında vakit geçiriyorlar, öyle eskisi gibi dışarıya çıkıp mahalle maçları yapmak, saklambaç oynamak falan tarihin tozlu sayfalarına gömüldü”. İşte bu değişimi fotoğraflamaktır sokak fotoğrafçılığı. Günlük hayatı, şimdiyi ve bu değişimi belgelemektir.

ckn-gr_istanbul-4745
2015 Istanbul, Kerem Nasipoğlu

Tabii ki sadece sokak değil, aslında bütün hayat sahneyi oluşturuyor ve bunu belgelemesi de bir noktada sokak fotoğrafçılığına düşüyor. Kızgın, yorulmuş ve mutsuz şehir insanının yüzündeki o gergin ifadeyi belgelemek ya da günlük sahnelerden hikayeler oluşturup anlatmak, işte bunlar hep sokak fotoğrafçılığı nam-ı diğer Street Photography.

ckn-gr_istanbul-4926
2016 Istanbul, Kerem Nasipoglu

“İyi de bu belgesel fotoğrafçılığı olmuyor mu bu kardeşim?” demeyin, çünkü sokak fotoğrafçılığı zaten belgesel fotoğrafçılığının bir alt başlığı. Doğal olarak da hayatı belgelemek gibisinden çok genel bir tanım da yapılabilir.

Bu işe nasıl bulaştım?

ckn-gr_moscow-18

Benim fotoğrafa başlama nedenim ve sokak fotoğrafçılığına ilgi duyma nedenim hemen hemen aynıydı. Zaten sokak fotoğrafçılığını ilk duyduğumda, aslında ilgi duyduğum şeyin bu olduğunu hemen anlamıştım. Hayatımı ve dolayısıyla da hayatı belgeleyip anlatmaktı diğer insanlara. Fotoğrafı bir hikaye anlatım aracı olarak pek görmemiştim başlarda. Fakat kendimi doğru bir şekilde anlatabileceğim bir mecra arayışına girdiğimde fotoğrafın aslında tam da aradığım şey olduğunu anlamıştım. Hayatımı nasıl belgeleyebilirim, kendimi nasıl ifade edebilirim. Benzeri şekilde aslında hayatı belgeleyen sokak fotoğrafçılığı da bütün bu ihtiyaçlarıma karşılık verecekti. İşte böyle oldu ilk tanışmam sokak fotoğrafçılığıyla. Vivian Maier’in hikayesini dinledikten sonra çok büyülenmiştim ve elime fotoğraf makinesini alıp sokaklara fotoğraf çekmeye dalmıştım. Gerçekten sokak fotoğrafçılığında kendimi geliştirmem ise Londra’da yaşadığım dönemde oldu. Ama esas “sokak fotoğrafı nedir?” i öğrenmem büyük ustaları inceleyerek ve diğer fotoğrafçılarla buluşup fotoğraf çekmeye başladıktan sonra gerçekleşti. Kısacası hayatımı belgeleme ihtiyacımı çok daha farklı bir ortamda karşılamaya başladım.

Sokak Fotoğrafçılığı nasıl yapılır / Sokak Fotoğrafçısı nasıl olunur / Sokak Fotoğrafı nasıl çekilir?

ckn-gr_istanbul-5242

Aslında çok basittir bütün bu soruların cevabı. Tek ihtiyacınız, ihtiyaçlarınızı karşılayacak bir fotoğraf makinesi ya da fotoğraf çekebilen  bir cep telefonu. Öyle “yoh abi pro levıl dieseların olcah, şatırını yemicen” gibi yaklaşımlara kulak vermeyin. Onlar öcüdür gördüğünüz an üzerlerine kum atın geçecektir. Şimdi dönelim sokak fotoğrafı olayına. Aldınız mı kamerayı elinize? Çekin, arkadaşlarınızı çekin, komşularınızı çekin, sokağınızı çekin, çevrenizi çekin, okulunuzun ya da iş yerinizin içini, dışını çevresini çekin, belgeleyin, budur işte sokak fotoğrafçısının yaptığı. Hayatı B-E-L-G-E-L-E-M-E-K! Tabii bu belgeleme olayını bir üst seviyeye yani sanat boyutuna taşıyan abiler var. Bresson’lar -yanlış anlamayın Henri Cartier-Bresson sokak fotoğrafçısıydı demiyorum, ama fotoğrafı bir üst boyuta taşıyan kişilerin başındaydı (André Kértesz e bir parantez açıp anmak istedim çünkü kendisi aslında fotoğrafı bir üst evreye taşıyan ilk kişiydi, ama Bressonlar sağolsunlar büyük kitlelere ulaştırdılar) ama kendisi sürrealist bir foto muhabiri, belgesel fotoğrafçısıydı en azından kendisini bu şekilde tanımlıyordu- Meyerowitzler, Winograndlar işte bu sanat mertebesine taşıyan kişiler olmuşlar. Ve günümüzde hala bir çok fotoğrafçı bu belgeleme sanatını (!?) devam ettiriliyor.

ckn-gr_istanbul-4181

Sokak fotoğrafı çekmek aslında sanıldığı kadar kolay değil. Evet sokaklarda sonsuz ihtimal var ve hepsi çekilmeyi bekliyor. Ama sokakta o anı, izleyiciyi etkileyecek bir formda çekmek önemli. Bunun için de hem kompozisyon bilgisini, hem de çevreye karşı ekstra bir farkındalık geliştirmek şart. Bunun yanında da görülen olaylara zamanında ve doğru açılardan reaksiyon göstermek adına bir refleks oluşturmak şart. Yani bir olayı doğru görsellikle ve doğru anda anlatmak her zaman kolay olmuyor. E tabii bir de tanımadığınız insanların dibine girip çekmek gerektiğinde, işte esas gerginlik o zaman başlıyor. Ve ne yazık ki bütün bunlar tek bir günde olmuyor. Bunun için çok çalışmak, çok çekmek, çekilmiş fotoğrafları çok fazla inceleyip onları teknik olarak okuyabilmek ve diğer fotoğrafçılardan dürüst geri bildirimlerini alabilmek önemli. Yani sokak fotoğrafçılığı olsa da sadece sokakta öğrenilmiyor. Bu nedenle hem evde hem dışarıda; hem diğer fotoğrafçıların çektikleri kareleri inceleyip hem de sokağa çıkıp öğrendiklerinizi pratik yapmanız önemlidir.

Sokak fotoğrafının içinde insan olmak zorunda mı?

ckn-gr_istanbul-4787

Genel olarak yanlış bir yargıdır “sokak fotoğrafları insanlarla olur”. Evet amaç insanlık halini (human condition) belgelemektir. Ama bu demek değildir ki insanlar sadece kendileri varken belgelenir, oysa ki insan yapımı bir çok şey var çevremizde. Hatta tamamen insan yapımı şehirlerde yaşıyoruz, doğa namına pek bir şey yok. Bu bağlamda insanlığın durumunu belgelemek onun eserlerinden anlam çıkarıp da yapılabilir. Mesela Martin Parr’ın 1986-89 arasında İngiliz orta sınıfını belgelediği “The cost of Living” de İngilizlere has bazı detaylara rastlayabiliyoruz. Mesela klasik sunumuyla İngiliz çayı, ya da evlerdeki aslında gözümüzün alıştığı absürt detaylar. Ya da gene Martin Parr’ın “The Real Food” kitabındaki bazen ‘mide bulandırıcı’ya kayan yemek fotoğrafları. Kısacası insanın durumunu anlatabilecek herhangi bir nesne ya da manzara da sokak fotoğrafı gayet olabilir.

Bu işi hakkıyla yapan isimler kimler?
ckn-gr_istanbul-3987

Geçmişten günümüze gerçekten çok büyük isimler sokak fotoğrafı çekmişler. Bazıları kendilerini sokak fotoğrafçısı olarak tanımlamamış, kimilerin yaşadığı dönemde daha sokak fotoğrafçılığı diye bir kavram yokmuş, ama gene de kendilerini sokağa atmış bu insanlar. Mesela renkli fotoğrafı hayatımıza katan isimlerden birisi Jeol Meyerowitz -kendisi renkli fotoğrafı bulmamış tabii ki ama renkli fotoğrafı sadece turistler kullanır bakış açısının olduğu bir dönemde renkli film kullanmış ve film Meyerowitz gibi isimler sayesinde kabul görmüştür-  bir ajansta grafiker olarak çalışırken Robert Frank‘ten ilham alarak işinden istifa edip kendisini sokaklara vurmuştur ya da ünlü Sırp fotoğrafçı Boogie sokaklarda fotoğraf çekerek belki de bir noktada akıl sağlığını korumaya çalışmıştır. Bir çok foto muhabiri de günümzüde sokak fotoğrafçılığını bir pratik olarak görüp iş dışı vakitlerinde bu şekilde reflekslerini ve bakış şekillerini geliştiriyorlar.

Bir liste yapmak gerekirse; Henri Cartier-Bresson, Garry Winogrand, Alex Webb, Martin Parr, Saul Leiter, William Klein, Boogie, Robert Frank, Jonas Bendiksen, Rene Burri, Bruce Davidson, Elliott Erwitt, Bruce Gilden, David Alan Harvey, Thomas Hoepker, Richard Kalvar, Josef Koudelka, Diado Moriama, Constantine Manos, Trent Parke, Matt Stuart, Vivian Maier, Aaron Berger, David Gibson, Todd Gross, Gus Powel, Nick Turpin gibi isimlere göz atmanızı tavsiye ederim.

Nasıl bir ekipman tercih etmelisiniz?

ckn-gr_istanbul-5945

Yüzyılın en saçma sorusu, sokak fotoğrafçılığı hangi fotoğraf makinesi ve objektif ile yapılır! Kendinizi hangi ekipman ile daha rahat hissedip ifade edebiliyorsanız onla yaparsınız. Bunun bir kuralı yok, bir çok fotoğrafçı koca koca DSLR’ler kullanıyor, kimileri Leica kullanıyor, kimileri cep telefonu kullanıyor… Bunun bir kuralı yok diyeceğim odur ki. Fakat benim kişisel deneyimlerimden yola çıkarak şunları söyleyebilirim:

  • Hafif ekipman her zaman yararınıza: Ekipmanınız ne kadar hafifse o kadar rahat taşıyacaksınız demektir. O nedenle işinize yaramıyorsa koca zoom lensleri ya da ultra hızlı primeları taşımanıza gerek yok eğer çekmek istediğiniz spesifik bir şey yoksa aklınızda. Benim günlük taşıdığım ekipman sadece bir adet Ricoh GR. Onun dışında eğer hava güzelse ve havamdaysam o zaman FUjifilm X-Pro 1 önünde Minolta bayonet Exakta 24mm f2.8 ovjektif bulunuyor ve Ricoh GR’da cebimde her zaman çekime hazır bir şekilde bekliyor. Bu bahsettiğim ekipmanlardan Ricoh her daim cebime girebildiği için hemen her zaman yanımda duruyor. Fujifilm ise büyük bir ağırlık yapabilecek durumda olmadığından yanımda herhangi bir ağrı hissetmeden sorunsuz taşıyabiliyorum.
  • DSLR daha dikkat çekici: Çoğu sokak fotoğrafçısı görülmeden çekmeyi seviyor. Bunun iki nedeni var genelde; ya candid yani konuya hissettirmeden en doğal haliyle fotoğraflamak istemesi ya da insanlarla uğraşmamak istemesi. Bu her iki durumda da DSLR pek yardımcı olmuyor diyebilirim. Daha profesyonel gözükmek insanları korkutabiliyor, oysa ki bir aynasız ya da film makine kesinlikle insanlardan daha olumlu tepkiler alabiliyor.
  • Karenin dışında olanları daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz: Özellikle Rangefinder tipi fotoğraf makineleri ile kıyasladığımızda DSLR’ler daha çok karenin içindekileri görmeye odaklanmış araçlardır. Buna karşılık Rangefinder’lar zaten karede çıkacak sonucu göstermiyor çünkü vizör objektiften bağımsız. Bu ve de yapısı itibariyle -vizörün sol köşede olması sol gözü çekim sırasında daha aktif yapıyor fotoğrafın etrafında olanlara sizi daha uyanık tutuyor.

He DSLR’lerin hiç mi avantajı yok derseniz, olmaz olur mu? Yapısal özellikleri DSLR’lere çok önemli bir avantaj kazandırıyor:

  • Ne görüyorsan onu çekiyorsun: DSLR’ler ortada bir aynanın yardımıyla objektiften geçen görüntüyü vizöre taşıyor bu sayede karenin içinde ne var ne yok daha bir hakim oluyorsun.

Ben ne kullanıyorum?ricoh_gr_2 copy

Ben ekipmanımı mümkün mertebe hafif ve gerçekten iyi bir fotoğraf deneyimi yaşatan fotoğraf makinesi ve objektfilerden kurdum. Her gün fotoğraf çektiğim için özellikle, cebime rahat girebilen, çektiğim zaman insanları rahatsız etmeyecek bir makine olan Ricoh GR‘ı günlük makinem olarak kullanırken, analog fotoğraf deneyimine yakın bir tat bırakan Fujifilm X-Pro1’i de daha ciddi işler için kullanıyorum. Farklı açılar deneyimlemeyi sevsem de en favori üç odak uzaklığım 28mm, 35mm ve 40mm (tabii ki de bunlar 35mm’deki denkleri). Ricoh GR zaten sabit 28mm (orjinal olarak 18,3mm) objektif var -ki bu açı en sevdiğim ve en kullandığım açıdır- X-Pro1 ile de 18mm, 24mm ve 27mm lik (35mm’de 28,35 ve 40 milimetreye denkler) set kullanıyorum ama aralarında en çok kullandığım objektif 24mm f2.8 Exakta. Bu objektifi tercih etmemin en büyük sebebi hem ucuz olamsı, hem 24mm yani bana 35mm’ye denk bir görüş açısı sağlaması son olarak da manuel bir lens olup üzerinde netlik alan skalası barındırması. Her iki makinemde de çok büyük oranda manuel netleme yapıyorum ve genelde kısık bir diyafram tercih ettiğim için bana yeterli alan derinliğini sağlıyor. Filmli makine tercihim ise çoğunlukla Canon Canonet QL17 yanında da genelde Agfa Vista film. Bunun haricinde çok eskiden kalma bir Nikon D80 tutuyorum  bunla da 35mm ve 50mm (52mm ve 75mm’ye denk) objektifler kullanıyorum. Bu takım benim için ideal olduğu için bu tercihleri yaptım. En son teknoloji ürünlere  ya da görüntü kalitesine ihtiyacım yok, elimdeki makineler ile yeterli büyüklüklerde baskılar alabiliyorum. Aynı şekilde çok yüksek hızda otomatik netleme yapan bir ekipmana da ihtiyacım yok çünkü netliğimi kendim yapıyorum ve bu sayede çok daha hızlı olabiliyorum. Ayrıca makineyi engel olmaktan çıkartıyorum bu sayede ve “aaaaa! yanlış yere netlemiş” demek gibi bir derdim kalmıyor, en fazla “aaa! Yanlış yere netlemişim diyorum”

ckn-gr_istanbul-4912

Yeni başlayanlara hızlı tüyolar

  • Yanında her zaman bir fotoğraf makinesi olsun: Fotoğraf makinesini taşımak hatta gerkiyorsa her daim elinizin altında, boynunuza asılı bir şekilde olması reaksiyon sürenizi kısaltaqcaktırç
  • Fotoğraf makinesi her an çekime hazır olsun: Ayarları o anki ortam için ayarlanmış olsun. Ki olay olduğu sırada ayarlarla uğraşarak vakit kaybetmeyin
  • Çok fazla yürüyün ama gözünüze çarpan bir sahne varsa onun üzerinde çalışın.
  • Rahat hissedeceğiniz bir ekipmanınız olsun: Kimileri rangefinder sever kimileri SLR, size hangisi uyuyorsa onu seçin
  •  Netlik önemli: Fotoğraf çekerken çekeceğiniz fotoğrafın net olması çoğu durumda çok önemli. Tabii ki kimi anlar – belki de bir hata sonucu – net olmadan da güzel olabiliyor ya da netsizlik fotoğrafa bambaşka bir anlam katabiliyor. Ama genelde net olması iyidir. Bu bağlamda da netlikle ne şekilde başa çıkacağınız size kalmış .Ya otomatik netleme sistemine sahip bir kamera ile çekim yaparsınız ya da manuel bir lens kullanıp zone focusing yani alan odaklama tekniğini kullanarak belki de çok daha hızlı tepki verebilirsiniz.
  • Bol bol fotoğraf çekin: Martin Parr’da der, kötü fotoğraflarım iyilerinden o kadar daha fazla ki, bu işi öğrenmenin en iyi yolu çekmek ve hatta daha fazla çekmek.
  • Diğer fotoğrafçılardan feedback alın: Çektiğiniz fotoğrafları dürüst bir şekilde eleştirsinler. Bu demek değil ki bu eleştiriyi komple alın ya da göz ardı edin. Hİç göremediğiniz ya da aklınızın ucuna gelmeyecek bir fikir verebilirler sizler farklı bir bakış açısı kazandırabilir bu geri bildirimler.
  • Diğer fotoğrafçılarla birlikte fotoğrafa çıkın: İşte diğer fotoğrafçının yaklaşımı ve bakış açısını anlamanın en iyi yolu. Ayrıca bir fotoğraf dostu edinmek sizi daha da şevklendirecek ve çekimlerinizi daha eğlenceli hale getirecektir.
  • Rahat kıyafetler giyin: Unutmayın sokakta belki de bütün gün yürüyeceksiniz. Ayağınızda uzun mesafe yürümeye uygun bir çift ayakkabı olsun. Ayrıca giyim kuşamınız da hem insanları rahatsız etmeyecek hem de sokaklarda rahatça dolaşabileceğiniz bir biçimde olsun.
  • Olay arayın: Olaylar çektiğiniz fotoğrafların anlamsal içeriğini oluşturuyor. Sadece duran bir adam yerine, başka birisiyle etkileşime giren adam çektiğiniz fotoğrafa daha bir anlamsal özellik katacaktır.
  • Her zaman pozitif olun: Pozitif olmanız hem sizi diğer insanların gözünde daha makul kılacaktır ve fotoğraflarını çekmenize belki de daha pozitif yaklaşmalarına sebep olacaktır hem de sizin çevrenizde olan bitene daha açık algılarla yaklaşmanızı sağlayacaktır.
  • Proje yapın: Belli bir konu üzerinde çalışmak o konu ile ilgili algınızı değiştirecektir.

Sonuç

ckn-gr_istanbul-4948

Sokak fotoğrafçılığı, özellikle de günümüzü belgelemek adına önemli bir araçtır. Hangi ekipmanla yapacağınız ya da ne şekilde yapacağınız pek de önemli değil ama konfor alanınızdan çıkıp kendinizi hep bir ileri adımı atmaya zorlamanız önemli. Eğer bu işe bulaştıysanız zaman zaman hem ortaya çıkardığınız şeyler hem de yaptığınız şey bayağı ve anlamsız gelemeye başlayabilir, işte bu noktada kendinizi hep bir ileri adım atmaya zorlamanız hem gelişiminiz açısından hem de yaptığınız şeyde hep anlam bulmanız adına işinize yarayacaktır. Bazı zamanlarda ilham problemleri yaşayacaksınız, fakat bu zamanlarda çektikleriniz ne kadar anlamsız ve çirkin gelse de aslında gerçek hissedilenden farklı çıkabiliyor sonuçlar, tabii ki çekmeye çıktığınız ve konfor alanınızdan çıkaracak o adımları atmayı sürdürdüğünüz sürece. Ne olursa olsun, siz çekmeye devam edin.

Sokak fotoğrafçılığını hangi kaynaklardan öğrenebilirsiniz?

Bu işin içine daha da mı derinlemesine dalmak istiyorsunuz? Ayrıca İngilizceye hakim misiniz? O zaman şu kaynaklara bir göz atın:

Web sitesi\Blog

  • erickimphotography
  • streethunters.net
  • shooterfiles.com
  • valeriejardinphotography.com

Belgeseller

Eğitimler

Daha fazla sokak fotoğrafı görmek için Sokak Fotoğrafçılığı Denince Akla Gelen 15 Kare adlı yazıma bir göz atın!

Kerem Nasipoglu

Social documentary & Street photographer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s