Poole


Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından varmıştım bu şirin kasabaya. Yerleşmek, alışmak derken 1 hafta geçti bile…


Poole İngilterenin güneyinde bir sayfiye yeri ve çoğunlukla da tekne sahipleri bulunuyor burada. Sidney’den sorna dünyanın en büyük ikinci doğal limanıymış. O kadar büyük bir liman ki zaten tarif edemem sizlere. İşte bu limanın kenarında kurulmuş şirin bir yer düşünün…

İşte bu şirin ve ufak yerde 1 yılımı geçireceğim. Buraya gelmeden önce “lan ufacık yer, İstanbul’a alışmış birisi olarak ne bok yiyeceğim lan burda” derken geldim gördüm ve zaten öyle aşırı bir gece hayatı düşkünlüğüm olmadığından rahatça buranın benim zevklerime uyduğunu söyleyebilirim. (istanbulda da bir yer bulurum kafama estikçe tek başıma ya da arkadaşlarımla birlikte oraya takılmayı seven birisiyim işte buranın pub kültürü tam benlik o nedenle :p)

Şehrin bir old town kısmı var. Böyle araba geçemeyen istiklal ya da bahariye vari bir yol düşünün ama baya bir kesin ve de ortasından tramvay’ı kaldırın, çevresine aynen tarihi ama çok  daha güzel binalar yerleştirin (yani istiklalle kapışır esasında) arada bir yerini tren yolu ile kestirin, bir yerini de araba yolu ile kestirin… işte böyle bir yer. tam ortasında da kocaman güzel mi güzel bir kilise var. Sanırım Methodist Church deyü geçiyor. Günlerini tam kestirememekle beraber bu kilisenin önünden başlayarak böyle tam sokağın ortasına böyle tepesi tenteli standlar yerleştirmek suratiyle enteresan bir pazar kuruluyor. Ama bu pazarda meyve sebze değil de, abuk subuk eşyalar satılıyor ve fiyatlar aşırı kazık. Ha bir de bu caddenin sonunda Büyük bir alışveriş merkezi.

High Street Nikon D80 + Nikon 35mm f/1.8

Evlerin mimarileri gerçekten çok hoş. Ayrıca evler hep iki katlı olduğundan dolayı baya bir alana yayılıyor bu Poole. Ufak ufak iki ya da üç katlı, dışı ufak kiremit kaplı binlerce güzel ev, işte tipik İngiliz mimarisi.

Hemen bitişiğinde de Bournemouth var. İşte burası da tam bir Bodrum.  Tam olarak deniz kıyısında, uzun bir kumsalı var (denizi de iyi deyülar).

Poole da yaşadığımdan dolayı Bournemouth’u pek gezme imkanı bulamamıştım, bu nedenle Poole gibi ufak ve sevimli bir yer hayali kuruyordum. Hatta beklentilerim daha da düşüktü, her neyse meğersem baya büyük bir kasabaymış, ayrıca mimarisi vs çok ama çok daha güzel.

Bournemouth’u başka bir yazıda tanıtacağımdan Poole’a geri dönüyorum.

Bu limanı kapalı bir deniz/göl gibi düşünün. Bizim büyük çekmece falan varya, işte birazcık daha girintili çıkıntılısı, ortaya bir de ada koyun… ve binlerce gemi.

Ufak ve sevimli olmasının getirdiği huzur da cabası. İnsanları gayet güler yüzlü (genelde İngiliz insanları böyle sanırsam (: ).  Çok enteresandır ki Türk insanının aksine fotoğraflarını çekerken hiç rahatsız olmuyolar hatta kendileri poz veriyolar ya da şebeklik yapıyorlar. Kaç kere başıma geldi, başka bir şey çekmeye çalışırken önüme çıkıp kendilerini çekmem için binbir şebeklik yapan insanlar : )))

Publara gelince, işte bildiğin İngiliz kasabası ve İngiliz pubları burda da var ve tabii ki o yivrenç ale ve yivrenç ötesi ingiliz kahvaltı tabağı. Adamların bir baconları güzel. O da çok sağlıklı bir besin olmadığından devamlı tüketmeye pek yanaşmıyorum.

Ayırca tük restoran ve barları da gayet yaygın burada. Ne yapalım her yere el atmışız : ))

İnternetten araştırdığım kadarıyla baya eski bir tarihi varmış. Bir tane de old town’da müzeleri var. Geçen girdim, götüme benziyor afedersiniz. Hatta götüm daha güzel diyebilirim. İçinde hiç bir şey yok. 10 dakika geçirdikten sonra çıktım (zaten müze de bedavaydı yoksa girmezdim!i! zaten başka türlü de girecek adam bulamazlar!!!i!)Poole müzesi Nikon D80 + 35mm f/1.8

Bu gün fotoğraf makinemi ve sırt çantamı alıp yürüyüşe çıktığımda şans eseri -Poole Quay- Dream Machines adında bir motorsiklet festivali olduğunu gördüm. Sahil kısımında binlerce motor ve inanılmaz bir kalabalık.

Özetlemek gerekirse, Poole çok sevimli ve yaşanılası bir yer. İnsana aşırı huzur veriyor. Yürüyüş yapabilir, gece eğlenceye çıkabilir, güzel güzel alışveriş yapabilir, fotoğraf çekebileceğiniz birbirinden ilginç konular bulabilirsiniz.

Poole Limanını ayrıca çekeceğim, çünkü enteresan bir yer. Bir sonraki yazıma kadar beni özleyin anacım :p

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kerem Nasipoglu

Social documentary & Street photographer

Poole’ için 2 yanıt

  1. vay be ne güzel yere gitmişsin. burada sana çok malzeme çıkar dediğin gibi hacı. bizi mahrum etme yazılarından oralarda. kendine çok dikkat et!!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s